AİHM ve AYM Kararları Işığında Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun (OHAL Komisyonu) Etkililiği
Giriş Bu yazı, Olağanüstü Hal (OHAL) Kanun Hükmünde Kararnameleri (KHK) ile kamu görevinden çıkarılan kişilerin Avrupa İnsan Hakları…
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önündeki derdest halde bulunan davalar, AİHM’in verdiği kararlar ve AİHM önündeki usul ile ilgili yorumlar
Giriş Bu yazı, Olağanüstü Hal (OHAL) Kanun Hükmünde Kararnameleri (KHK) ile kamu görevinden çıkarılan kişilerin Avrupa İnsan Hakları…
AİHM veya AYM ihlal kararı sonrası yeniden yargılama sürecinde eski mahkûmiyetin hukuki statüsü, adli sicil kaydındaki durumu ve kişilerin sanık mı hükümlü mü kabul edileceği konularında farklı görüşler bulunmaktadır. AİHM içtihatları, suçsuzluk karinesi ve eski hâle getirme ilkesine vurgu yapmaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ihlal kararı, CMK 311/1-f gereği yargılamanın yenilenmesi sürecini başlatır. Mahkeme, ihlali giderecek şekilde dosyayı yeniden değerlendirerek yeni bir karar verir. Yeniden yargılama sonunda beraat eden kişi, uğradığı haksız ceza veya tutukluluk için CMK 141/1-e kapsamında maddi ve manevi tazminat talep edebilir.
Olağanüstü hal döneminde ByLock kullanımı gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılan kişilerin bireysel başvurularına ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Yalçınkaya/Türkiye kararı sonrası yaklaşımının değerlendirilmesi.
Olağanüstü hal döneminde ByLock kullanımı gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılan kişilerin bireysel başvurularına ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Yalçınkaya/Türkiye kararı sonrası yaklaşımının değerlendirilmesi.
AYM, Fikret Aslan kararında, KHK ile kamu görevinden çıkarılan ve hizmet birleştirmesiyle emekli olan kişiye ikramiye verilmemesini, mülkiyet hakkı ile bağlantılı eşitlik ilkesine aykırı buldu. Karar, benzer durumda olanların SGK’ya başvuru ve yargı yoluyla ikramiye talep etmesinin önünü açtı.
AİHM, Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğunun hukuki değil, siyasi gerekçelerle sürdüğüne hükmetti. Bu karar, Türkiye’de yargının siyasallaştığını ve hukukun üstünlüğü ilkesinin ciddi biçimde zedelendiğini gösteriyor. Demokrasi, ancak bağımsız yargıyla mümkündür.
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 10-12 Haziran 2025 tarihlerinde gerçekleştirdiği 1531. İnsan Hakları oturumunda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM)…
Yasak / Türkiye davası, başvurucunun 2010-2014 yıllarında yasal olan faaliyetlerinin 2016 sonrası terör örgütü üyeliği suçu olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini ele alıyor. AİHM Büyük Daire’de TCK 314. madde bağlamında kast unsuru, hukuki öngörülebilirlik ve geriye dönük cezalandırma tartışıldı. Yargıçlar Martins ve Jelić, başvurucunun sosyal güvenlik ödemeleri ve banka işlemleri gibi eylemlerinin suç teşkil edip etmediğini sorguladı. Karar, Yalçınkaya ve Demirtaş davalarındaki ilkelerin uygulanması açısından kritik önemde.
Anayasa Mahkemesi, Ahmet Ata Uzuner (B. No: 2019/2675, 12.12.2024) kararında, OHAL KHK’sı ile meslekten ihraç edilen eski bir hâkimin noterlik başvurusunun, “terör örgütüyle iltisaklı olduğu” gerekçesiyle reddedilmesini, özel hayata saygı hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir.
Mahkeme kararında şu ilkelere özellikle vurgu yapmıştır:
– Terör örgütüyle iltisaklı ya da irtibatlı olunduğu iddiası, soyut şüpheye değil, mutlaka somut olgulara dayanmalıdır.
– İdari ve yargısal makamlar, birey hakkında alınan tedbirleri ilgili ve yeterli gerekçelerle desteklemelidir.
– Bu yükümlülük, olağanüstü hâl dönemlerinde dahi ortadan kalkmaz; keyfilik hiçbir şartta hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.
Ahmet Ata Uzuner kararı, KHK işlemlerine dayalı kısıtlamalarda gerekçelendirmenin anayasal denetime tabi olduğunu ve temel haklara yönelik müdahalelerde keyfiliğe karşı yargısal korumanın sürdüğünü teyit etmektedir.
Kararın özeti ve kapsamlı hukuki değerlendirme yazımızda sunulmuştur.
End of content
End of content