AİHM, 15 Temmuz 2016 sonrasında kamu görevinden çıkarılmaya (KHK/ihraç) ilişkin Türkiye aleyhine yapılan başvurularda artan yoğunluk karşısında, 1 Ocak 2026 itibarıyla özel usulî tedbirler uygulamaya koymaktadır. Bu tedbirlerin merkezinde, her başvuruya eklenmesi zorunlu tutulan “kapak sayfası” yer almaktadır. Kapak sayfasında istenen bilgiler, Mahkeme’nin ihraç dosyalarını nasıl yöneteceğine ve hangi unsurları kritik gördüğüne dair güçlü bir “inceleme haritası” sunar.
Form, başvurucunun ihraç edildiği mesleği, ulusal makamların ihraç ve idari yargı sürecinde dayandığı delil türlerini (ByLock kullanımı/içeriği, HTS, Bank Asya işlemleri, kurum-amir görüşü, tanık ifadeleri, gizli tanık, ankesör/ardışık arama, “Garson/Albatros” verileri, dernek-sendika üyeliği, sosyal medya paylaşımları gibi) ve karar tarihinde kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti bulunup bulunmadığını net biçimde sınıflandırmaya elverişli şekilde toplar. Ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuruyu hangi içtihatla reddettiği (N.E., A.S., Erkan Sezgin) sorularak iç hukuk yaklaşımının da dosya bazında haritalanması hedeflenir. Son olarak, hem AYM’ye hem AİHM’e yöneltilen ortak şikâyetler işaretlenir: bağımsız ve tarafsız mahkeme, adil yargılanma güvenceleri, delile erişim ve itiraz imkânı, duruşma yapılmaması, gerekçesizlik, muğlak “iltisak/irtibat” kavramları, fişleme, özel hayata saygı, masumiyet karinesi, ifade ve örgütlenme özgürlüğü ile mülkiyet hakkına müdahale gibi.
Bu yapı, AİHM’in kitlesel başvuruları “meslek + delil seti + ceza yargılaması durumu + ileri sürülen hak kategorileri” ekseninde gruplandırarak, pilot/öncü dosyalar üzerinden içtihat üretme ve benzer başvuruları hızlandırılmış usulle sonuçlandırma yönünde bir strateji izlediğini göstermektedir. Tedbirin amacı, artan dosya yükü altında bireysel başvuru hakkının etkinliğini korumak ve benzer ihlal iddialarında tutarlı bir inceleme standardı oluşturmaktır.