Insanlik Disi Muamele Yasagi min 2

İnsanlık Dışı Muamele Yasağına İlişkin AİHM Kararı

Giriş

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), işkence ve insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağının (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 3) ihlal edildiğine hükmettiği yeni bir kararla Türkiye’yi mahkûm etti. 26 Ağustos 2025 tarihli Güngöray / Türkiye kararı (B.No: 33975/21) (Karara ulaşmak için buraya tıklayınız), kronik astım hastası bir mahkûmun cezaevinde pasif içicilik nedeniyle maruz kaldığı koşulları ele alıyor. Karar, bir yandan COVID-19 salgını dönemindeki cezaevi uygulamalarını değerlendirirken diğer yandan astım gibi kronik rahatsızlıkları olan tutuklu ve hükümlülerin insanlık dışı muamele yasağı kapsamında korunması gereğine dikkat çekmektedir. Bu yazıda, başvurucunun durumu ve iç hukuk süreci, Anayasa Mahkemesi’nin tutumu, AİHM’nin gerekçeli kararındaki kilit noktalar ve kararın Türkiye açısından taşıdığı anlam detaylı biçimde incelenecektir.

Başvurucu: Kimlik, Sağlık Durumu ve Tutukluluk Süreci

Insanlik Disi Muamele Yasagi min 3

Başvurucu kronik astım ve diyabet de dahil bazı müzmin hastalıklara sahiptir. 9 Mayıs 2017’de tutuklanarak cezaevine konulmuştur. 12 Mayıs 2017’de Silivri L Tipi Kapalı Cezaevi’ne nakledilen Güngöray, tutukluluğu boyunca aynı cezaevinde farklı koğuşlarda kalmıştır.

Başvurucu, Kasım 2019’da son kaldığı koğuşta astım rahatsızlığının belirgin biçimde kötüleştiğini ileri sürmüştür. Bu kötüleşmenin temel sebebi, yeni koğuşunda çok sayıda sigara içen mahkûmun bulunmasıydı. Öncesinde kaldığı koğuşlarda da birkaç sigara içen bulunduğunu, ancak sayıları az olduğu ve kronik hastalığına anlayış gösterdikleri için önceki koğuşlarda bu denli sorun yaşamadığını belirtmiştir. Buna karşın son koğuşunda yoğun sigara dumanına sürekli maruz kalması ve temizlik amacıyla kullanılan çamaşır suyu kokusu, solunum problemlerini artırmıştır. Kronik astım hastası olan başvurucu, ayrıca 2020 başlarında tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını karşısında sağlık açısından özellikle riskli grupta bulunmaktaydı.

Sigara İçilen Koğuşta Kalmanın Etkileri ve İç Hukuktaki Girişimler

Başvurucu, hapishane koşullarının sağlığını tehdit etmesi üzerine 11 Mayıs 2020’de cezaevi idaresine başvurarak iki talepte bulundu: (1) sağlık sorunları nedeniyle cezasının infazının ertelenmesi veya mümkün değilse (2) daha az mahkûmun bulunduğu bir koğuşa ya da tek kişilik bir hücreye nakledilmesi. Dilekçesinde koğuşunda ağır sigara içimi olduğunu ve temizlikte kullanılan yoğun çamaşır suyunun astımını tetiklediğini vurgulamış; ayrıca COVID-19 pandemisi karşısında özel risk altında olduğunu hatırlatmıştır.

Silivri Cezaevi idaresi 5 Haziran 2020’de bu talebi reddetmiştir. İdare cevabında, başvurucunun talep ettiği daha az mahkûmlu koğuşların onun hükümlü statüsüne uygun olmadığını belirtmiş; tek kişilik hücrelerin ise pandemi nedeniyle izolasyon amacıyla kullanıldığını ifade etmiştir. Başvurucunun karara karşı yaptığı itiraz üzerine Silivri infaz hâkimi dosyayı inceledi. Hâkim, cezaevi idaresinden cezaevinde sigara içilmeyen bir koğuş bulunup bulunmadığına dair bilgi talep etti. 15 Haziran 2020 tarihli cezaevi idaresi yanıtına göre, ilgili cezaevinde FETÖ/PDY hükümlülerinin kalabileceği yalnızca bir adet sigara içilmeyen koğuş vardı ve bu koğuşta o an yirmi sekiz mahkûm barınmaktaydı. Cezaevi yönetimi ayrıca COVID-19’un yayılmasını önlemek amacıyla kapsamlı tedbirler alındığını, bu kapsamda koğuşlar arası nakillerin en aza indirildiğini ve başvurucunun nakil talebinin pandemiye bağlı riskler azalınca yeniden değerlendirileceğini bildirmiştir.

Silivri infaz hâkimi, cezaevi idaresinin bu bilgileri ışığında 17 Haziran 2020’de başvurucunun itirazını reddetmiştir. Kararda, başvurucunun talebinin mevcut durum değiştiğinde yeniden değerlendirileceğine dair idare beyanı tekrar edilmiştir. Başvurucunun bir üst mahkemeye yaptığı itiraz da 30 Haziran 2020’de Silivri Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmiştir.

Aynı gün (30 Haziran 2020), cezaevi idaresinin talebi üzerine Silivri Cezaevi Hastanesi’nde oluşturulan 9 kişilik bir doktorlar kurulu başvurucuyu muayene etmiştir. Kurul raporunda başvurucunun alerjik astım hastası olduğu belirtilmiş ve sigara içilmeyen bir koğuşta kalmasının uygun olacağı yönünde tavsiye verilmiştir. Bu tıbbi rapor, koğuşta sigara dumanına maruz kalmasının başvurucunun şikâyetlerini artırdığı tespitine dayanıyordu.

Anayasa Mahkemesi Aşaması ve İç Hukuk Yollarının Tüketilmesi

Silivri Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararından sonra başvurucu, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunarak cezaevi koşullarının sağlık durumuna etkisi nedeniyle temel haklarının ihlal edildiğini ileri sürdü. Ancak Anayasa Mahkemesi 3 Mart 2021’de başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun (manifestly ill-founded) bularak kabul edilemezlik kararı verdi. Yüksek Mahkeme, başvurucunun sağlık sorunlarının ve maruz kaldığı muamelelerin Anayasa’da güvence altına alınan işkence yasağı veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele yasağı kapsamında ihlal oluşturacak ağırlıkta olmadığı kanaatine varmış olmalıdır. Sonuç olarak iç hukuk yolları tüketilmiş, ancak başvurucu ulusal düzeyde herhangi bir sonuç alamamıştır.

Bu arada cezaevi idaresi, Anayasa Mahkemesi’nin ret kararından kısa süre sonra başvurucuyu yeniden sağlık kontrolünden geçirmiştir. 6 Nisan 2021 tarihli ikinci bir sağlık kurulu raporu, önceki tavsiyeyi tekrarlayarak başvurucunun sigara içilmeyen bir koğuşa alınmasını önermiştir. Ne var ki bu tıbbi uyarı da pratikte karşılık bulmamıştır. Nitekim başvurucu, herhangi bir koğuş değişikliği yapılmaksızın 17 Haziran 2021’de denetimli serbestlik tedbiriyle tahliye edilmiştir. Böylece başvurucu, Kasım 2019’dan tahliye edildiği tarihe dek toplam 1 yıl 7 ay boyunca sigara içen mahkûmlarla aynı koğuşta kalmış oldu.

Başvurucu adına, iç hukuk yollarının sonuçsuz kalması üzerine 18 Haziran 2021’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurduk. AİHM önünde, cezaevi idaresinin ve ulusal makamların kronik astım rahatsızlığını göz ardı ederek başvurucuyu yoğun sigara dumanına maruz bırakmasının AİHS m.3 kapsamındaki yükümlülüklere aykırı düştüğü özellikle vurgulandı. Özellikle infaz hâkimi ve ağır ceza mahkemesinin, cezaevi idaresinin sunduğu bilgilerle yetinerek başvurucunun sağlığıyla ilgili endişelerini dikkate almadığı belirtildi.

AİHM sürecinde Türk Hükümeti, başvurucunun Anayasa Mahkemesi sonrasında idari yargıda tam yargı davası (tazminat davası) açmadığını belirterek iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulundu. Ancak Mahkeme, yakın tarihli İleride ve Diğerleri / Türkiye kararına da atıf yaparak, cezaevi koşullarına ilişkin ihlal iddialarında Türkiye’de idari tazminat davalarının etkili bir yol olmadığını hatırlattı. Ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin esasa dair değerlendirme yapıp başvuruyu temelden reddetmiş olmasının, konunun özüyle ilgili bir iç değerlendirme sayılacağını ve bu durumda başvurucudan ayrıca tazminat davası açmasını beklemenin makul olmayacağını belirtti. Sonuç olarak AİHM, Hükümetin kabul edilemezlik itirazını reddederek başvuruyu esas incelemeye aldı.

AİHM Kararı: İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele Yasağı Kapsamında Değerlendirme

AİHM’nin ikinci bölüm tarafından komite halinde verilen kararda, AİHS m.3 (işkence ve insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağı) bağlamındaki yükümlülükler ayrıntılı şekilde ele alındı. Mahkeme öncelikle, cezaevinde sağlık sorunu yaşayan mahkûmların koşulları ve pasif içiciliğin olumsuz etkileri konusunda yerleşik içtihatlara atıfta bulundu. Özellikle Elefteriadis / Romanya davasında ortaya konan ilkelere göre, devletler mahkûmların sağlık ve esenliklerini cezaevi koşullarında dahi uygun şekilde korumakla yükümlüdür. Bu kapsamda, bir mahkûmun sağlık durumu gerektiriyorsa doktor tavsiyeleri ışığında onu pasif sigara dumanının zararlarından koruyacak tedbirlerin alınması devletin pozitif yükümlülüklerine dahildir. Nitekim AİHM, daha önce Florea / Romanya davasında da kapalı mekânlarda yasal sigara içme yasaklarının varlığının tek başına sorunu çözmediğini, önemli olanın fiilen mahkûmun dumana maruz kalmasının engellenmesi olduğunu vurgulamıştır.

Güngöray kararında AİHM, somut olguları değerlendirirken bazı temel noktaların tartışmasız olduğunun altını çizdi: Başvurucu alerjik astım hastasıdır ve Kasım 2019’dan Haziran 2021’e dek (yaklaşık 19 ay boyunca) sigara içen diğer hükümlülerle aynı koğuşta tutulmuştur. Hükümet, her ne kadar Türkiye’de mevzuat gereği kapalı cezaevi alanlarında sigara içmenin yasak olduğunu belirtmişse de, başvurucunun koğuş arkadaşlarının gerçekte sigara içtiklerini inkâr etmemiştir. Zaten infaz hâkimi ve cezaevi idaresinin yazışmalarından da, başvurucunun sigara içilmeyen bir ortama alınmasının konu edildiği açıkça anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, başvurucunun uzun süre yoğun sigara dumanına maruz kaldığı olgusu uyuşmazlık konusu değildir. Başvurucunun hassas sağlık durumu da taraflar arasında tartışılmamıştır; astım hastası olduğu ve bu rahatsızlığın pasif içicilikle tetiklenebileceği herkesçe kabul edilmiştir.

AİHM, iç hukuk mercilerinin başvurucunun şikâyetlerine verdiği tepkileri de mercek altına aldı. Başvurucunun Kasım 2019’daki koğuş değişimi sonrası sağlık durumunun kötüleştiğine dair dilekçeleri ve başka bir koğuşa nakil talebi, ulusal makamlar nezdinde sonuçsuz kalmıştı. İnfaz hâkimi, cezaevi idaresinin sunduğu gerekçeleri (başvurucunun hükümlü statüsünün uygun olmaması ve COVID-19 tedbirleri) aynen benimseyerek nakil talebini reddetmişti. Bu kararı onayan Ağır Ceza Mahkemesi de ek bir değerlendirme yapmamıştı. AİHM, pandemi döneminin getirdiği özel koşulları göz ardı etmediğini, Mayıs-Haziran 2020’de COVID-19 salgınına karşı cezaevlerinde alınan tedbirlerin meşru bir amaç taşıdığını ifade etti. Nitekim başvurucunun talebinin ilk aşamada reddedilmesinin, salgının başlangıç döneminde koğuşlar arası hareketliliği en aza indirme çabasından kaynaklandığını anlaşılırlıkla karşıladı. Ne var ki Mahkeme, bu meşru gerekçenin süreklilik arz eden bir ret kararına dönüşmemesi gerektiğine dikkat çekti. Cezaevi idaresi ve infaz hâkimi, “pandemi kaynaklı risklerin azalması durumunda durumun yeniden değerlendirileceği” sözünü vermiş olmalarına rağmen, sonrasında koşullar değişse bile bu yeniden değerlendirmeyi hiç yapmamışlardır. AİHM özellikle, başvurucunun hastane sevkleri sonrası her defasında karantina hücresine konulduğunu (pandemi tedbirlerinin uygulanabildiğini) hatırlatarak, benzer bir yöntemle onu sigara içilmeyen koğuşa almak teknik olarak mümkünken bunun neden yapılmadığının izah edilemediğini vurguladı. COVID-19’un ilk dönemindeki belirsizlik geçtikten ve hapishanelerde durum nispeten normalleştikten sonra dahi, başvurucunun durumu tekrar ele alınmamıştır.

Mahkeme kararında dikkat çeken bir diğer husus, Silivri Cezaevi’nde FETÖ hükümlülerine tahsisli tek bir sigarasız koğuş bulunması ve burada da 28 kişinin kalıyor olmasıdır. Cezaevi idaresi bu koğuşun kapasitesinin 42 kişi olduğunu bildirmiştir, yani sigara içilmeyen koğuş aslında aşırı kalabalık değildir. Dolayısıyla başvurucunun bu koğuşa alınması fiziken mümkün görünmektedir. Kaldı ki idarenin talebiyle Haziran 2020 ve Nisan 2021’de hazırlanan iki ayrı sağlık raporu, başvurucunun mutlaka sigara dumanından uzak bir ortamda barındırılması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. AİHM, bu tıbbi tavsiyelerin bizzat cezaevi idaresinin girişimiyle alınmış olmasına rağmen, idarenin kendi istediği bu raporların gereğini yerine getirmemiş olmasını eleştirmiştir. İlk rapor, başvurucunun nakil talebinin Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmesinin hemen ardından gelmesine karşın, cezaevi yönetimi ve diğer yetkililer sonraki bir yıl boyunca (başvurucu tahliye olana dek) aynı uygulamayı sürdürmüştür. Üstelik idarenin ve infaz hâkimliğinin “durumun iyileşmesi halinde yeniden bakarız” sözü havada kalmıştır.

Tüm bu tespitler ışığında AİHM şu sonuca varmıştır: Başvurucunun özel sağlık durumunu, doktor raporlarının net tavsiyelerini ve idarenin kendi taahhüdünü göz önüne aldığımızda, başvurucunun başka bir koğuşa nakledilmesinin lojistik zorluklar nedeniyle imkânsızlaştığı kabul edilemez. Pandemi şartlarının ilk döneminin ardından, yetkililerin başvurucunun sağlık ve esenliğini sağlamak için makul ölçüde yapması beklenen adımları atmadığı tespit edilmiştir. AİHM, devletin pozitif yükümlülüklerinin tam olarak yerine getirilmediği kanaatine ulaşmış ve başvurucunun uzun süre sigara içilen koğuşta tutulmasının aşağılayıcı muamele düzeyine ulaştığını belirlemiştir. Sonuç olarak, İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi ihlal edilmiştir. Mahkeme, maruz kalınan muamelenin başvurucuyu fiziksel ve ruhsal açıdan ciddi biçimde sıkıntıya sokup onurunu zedelediğini, bu nedenle insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağının ihlal edildiğini vurgulamıştır.

AİHM’nin İhlal Kararı

AİHM, oybirliğiyle Türkiye’nin Sözleşme’nin 3. maddesini ihlal ettiğine karar verdi. Mahkeme, ihlal tespitiyle birlikte başvurucuya manevi tazminat ödenmesine de hükmetmiştir. AİHM, ihlal kararında başvurucunun maruz kaldığı durumun işkence yasağı kapsamındaki yasakları ihlal ettiğini tespit etmekle birlikte, Türkiye hakkında herhangi bir genel tedbir veya ayrı bir izleme mekanizması kararı vermemiştir. Bu, Mahkeme’nin olay bazında bir değerlendirme yaptığı anlamına gelmektedir. Ancak hükmedilen ihlal kararı, Türkiye’nin cezaevlerinde benzer durumda olan mahkûmlara ilişkin sorumluluklarını bir kez daha gündeme taşımaktadır.

Kararın Önemi ve Sonuç

Güngöray / Türkiye kararı, Türkiye’de cezaevi koşulları ve mahkûmların sağlık hakları konusunda önemli mesajlar içermektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), bu kararla devletin hükümlü veya tutuklulara karşı pozitif yükümlülüklerini bir kez daha hatırlatmıştır. Özellikle kronik hastalığı bulunan mahkûmların, cezaevi idaresinin kontrolündeki koşullar nedeniyle sağlıklarının tehlikeye atılması kabul edilemez. Pasif içicilik gibi önlenebilir bir riskin engellenmemesi, AİHM’ye göre insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele kapsamına girebilmektedir. Bu karar, cezaevlerinde sigara yasağının kağıt üzerinde kalmayıp fiilen uygulanması gerektiğini ve özel gereksinimi olan mahkûmlar için ayrı düzenlemeler yapılmasının zorunlu olduğunu ortaya koymuştur.

Türkiye açısından bakıldığında, AİHM’nin tespitleri iç hukuk mekanizmalarının eksik kalan yönlerine işaret etmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin başvuruyu esastan incelemeden reddetmesi, AİHM nezdinde Türkiye’yi sorumluluktan kurtaramamıştır. Aksine, AİHM kararında ulusal makamların soruna çözüm üretmekte yetersiz kaldığı açıkça ortaya konulmuştur. İşkence yasağı ve insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele yasağı, koşullar ne olursa olsun taviz verilemeyecek, istisna tanınamayacak nitelikte temel bir hak alanıdır. COVID-19 gibi olağanüstü hallerde dahi, alınan önlemler makul süreyi aştığında veya amaç dışı devam ettirildiğinde temel hakları ihlal edici bir hale gelebilir. AİHM, somut olayda pandemi başlangıcında makul görülen nakil kısıtlamalarının, sonraki dönemde esnetilmemesini eleştirerek bu dengeye dikkat çekmiştir.

Sonuç olarak AİHM’nin bu kararı, Türkiye’de ceza infaz kurumlarının özellikle sağlık sorunu yaşayan mahkûmlar bakımından uluslararası standartlara uyma zorunluluğunu bir kez daha teyit etmiştir. Devletin mahkûmların sadece güvenliğini değil, aynı zamanda sağlık ve esenliğini de sağlamakla yükümlü olduğu açıkça vurgulanmıştır. Güngöray kararı, İnsanlık Dışı Muamele Yasağı bağlamında pasif içiciliğin bir hak ihlali teşkil edebileceğini gösteren emsal niteliğinde bir hüküm olup, cezaevi idareleri ve ulusal yargı mercileri için yol gösterici olmalıdır. Bu karar sonrasında, benzer mağduriyetlerin önüne geçilmesi için cezaevlerinde sigara içilmeyen alanların artırılması, sağlık riski olan mahkûmların uygun koşullarda tutulması ve ulusal yargı mercilerinin bu tür şikâyetleri titizlikle değerlendirmesi yönünde adımlar atılması beklenmelidir. AİHM’nin Türkiye aleyhine verdiği bu ihlal kararı, hem bireysel adaletin sağlanması hem de yapısal sorunların giderilmesi bakımından önemli bir uyarı niteliği taşımaktadır.

Whatsapp
  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önündeki davalarda yaşanan gelişmelere,
  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına,
  • AİHM‘in Türk Hükümeti’ni savunmaya davet ettiği davalara,
  • AİHM’nin önemli bildirilerine
  • Yazımlarıma, sıcağı sıcağına ulaşmak için kanalımı WhatsApp kanalımı takip edebilirsiniz.

Similar Posts