aym fikret aslan karari min
|

FİKRET ASLAN KARARI: KHK İle İhraç Edilenlerin Emekli İkramiyesi ve Eşitlik İlkesinin İhlali

Giriş

aym fikret aslan karari min 1

15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile on binlerce kamu görevlisi görevlerinden ihraç edildi. Bu ihraçlar, ilgili personelin sosyal güvenlik haklarında belirsizlik ve hak kayıplarına yol açtı. Özellikle emekli ikramiyesi konusunda, KHK ile ihraç edilen ancak hizmet birleştirmesiyle prim gün sayılarını tamamlayarak emekliliğe hak kazanan kişilerin ikramiye alıp alamayacağı yıllarca tartışmalı kaldı.

Bu tartışma, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nun 25 Şubat 2025 tarihli Fikret Aslan kararı (Fikret Aslan [GK], B. No: 2019/41241, 25/2/2025) ile önemli ölçüde netleşti. Anayasa Mahkemesi (AYM), KHK ile kamu görevinden çıkarılan ve farklı sosyal güvenlik kurumlarına ait hizmetlerini birleştirerek emekli olan başvurucuya emekli ikramiyesi verilmemesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğuna ve başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verdi.

Bu makalede, söz konusu AYM kararını akademik bir bakış açısıyla inceliyoruz. Öncelikle emekli ikramiyesi kavramının yasal dayanakları ve hizmet birleştirmesi durumunda ikramiye ödenmesine ilişkin mevzuat ele alınacak, ardından Fikret Aslan olayı ve kararın özeti sunulacaktır. Devamında AYM’nin eşitlik ilkesi yönünden ihlal tespiti ve mülkiyet hakkı bağlamındaki değerlendirmesi ayrıntılı olarak analiz edilecek, kararın sonucu, etkileri ve eşitlik ile mülkiyet hakkı ilişkisi bakımından taşıdığı öneme değinilecektir. En sonunda da Fikret Aslan Kararı Sonrası KHK’lıların Emekli İkramiyesi Yol Haritası üzerinde durulacaktır.

Emekli İkramiyesi ve Hizmet Birleştirmesi: İlgili Mevzuat

Emekli ikramiyesi, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’na tabi çalışanların emeklilikte aldıkları toplu ödemeyi ifade eder. Mevzuatta, bir kişinin emekli ikramiyesi alıp alamayacağı hizmet sürelerinin nerede geçtiğine ve kamu görevinden ayrılış şekline göre farklılık göstermektedir. Özellikle, hizmet birleştirmesi yaparak emekli olanların durumu, 5434 sayılı Kanun’un 89. maddesinin ikinci fıkrasında özel bir koşula bağlanmıştır. Aşağıdaki tabloda, çeşitli emeklilik senaryolarında ikramiye ödeme şartları ve bunların yasal dayanakları özetlenmiştir:

Emeklilik Durumu / Ayrılış ŞekliKıdem Tazminatı Hakkı?Emekli İkramiyesi HakkıYasal Dayanak
Tüm hizmeti Emekli Sandığı kapsamında olup, doğrudan bu statüden emekli olan (hizmet birleştirmesi yok)Kıdem tazminatı koşulu aranmıyor (Memurlar için doğrudan emeklilik)Var – Her tam hizmet yılı için 1 aylık maaş tutarında ikramiye ödenir5434 sayılı Kanun m.89/1
Hizmet birleştirmesi ile emekli olan; son kamu görevi kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona eren (örneğin istifa ile emeklilik, yaş haddinden emeklilik, kendi isteğiyle ayrılma gibi 1475 sayılı İş Kanunu m.14’te sayılan hâller)Evet – 1475 s. Kanun m.14’e göre kıdem tazminatına hak kazanıyorVar – kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir5434 sayılı Kanun m.89/2; 1475 s. Kanun m.14
Hizmet birleştirmesi ile emekli olan; son kamu görevi kıdem tazminatına hak kazanmadan sona eren (İş Kanunu m.25 uyarınca işverenin haklı feshi gibi haller)Hayır – Kıdem tazminatı hakkı yok (iş akdi işveren tarafından haklı nedenle feshedilmiş sayılıyor)Yok – İkramiye ödenmez (kamu görevi kıdem tazminatına hak kazandıracak şekilde sona ermediği için)5434 sayılı Kanun m.89/2; 1475 s. Kanun m.14; 4857 s. Kanun m.25

Yukarıdaki tabloya göre, hizmet birleştirmesi yapmaksızın doğrudan Emekli Sandığı kapsamında emekli olan memurlar, herhangi bir ek koşul olmaksızın emekli ikramiyesi alabilmektedir. Buna karşın, farklı kurumlarda geçmiş hizmetlerini birleştirerek emekli olanlar için ikramiye ödenebilmesi, memur olarak çalışılan son kamu görevinden 1475 sayılı eski İş Kanunu’nun 14. maddesindeki kıdem tazminatı şartlarına uygun bir şekilde ayrılmış olmaya bağlı kılınmıştır. 1475 sayılı Kanun m.14, işçinin hangi hallerde kıdem tazminatına hak kazanacağını düzenlemekte olup özetle; işveren tarafından haklı sebep olmaksızın işten çıkarılma, işçinin kendi isteğiyle emeklilik amacıyla ayrılması, askerlik, evlilik (kadın işçi için) gibi durumlarda tazminat ödenmesini öngörmektedir. Eğer memur statüsündeki son görev, bu koşullara uygun biçimde sona ermişse, kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir.

Ancak, memurun son görevinden ayrılışı kıdem tazminatına hak kazandıracak bir durumda değilse (örneğin, işçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması) ikramiye ödenmemektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) bu kuralı, “devlet memurluğundan çıkarma cezası alanlara devlet memurluğunda geçen süreleri için emekli ikramiyesi ödenmez” şeklinde uygulamaktadır. Nitekim Fikret Aslan olayında SGK, KHK ile kamu görevinden çıkarılan başvurucuya bu nedenle ikramiye vermeyi reddetmiştir.

Mevzuatta Değişiklikler ve Daha Önceki AYM İptalleri

Emekli ikramiyesine ilişkin kurallar, geçmişte Anayasa Mahkemesi’nin denetimine de konu olmuştur. Özellikle, birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik aylığı bağlananlara ikramiye ödenebilmesi için son görev yerinin Emekli Sandığına tabi olması koşulu, AYM tarafından eşitlik ilkesine aykırı bulunarak iptal edilmişti. 24/5/1983 tarihli mülga 2829 sayılı Kanun’un 12. maddesinde yer alan bu kural, uzun yıllar Emekli Sandığı dışındaki son görevinden emekli olanların ikramiye alamamasına yol açmıştı. AYM, 2009 yılında bu düzenlemeyi iptal etti ve 2010’da yürürlükten kaldırıldı.

Daha sonra 2010 yılında 5434 sayılı Kanun’un 89. maddesi değiştirilerek benzer şekilde “son defa 5434’e tabi görevde bulunmuş olma” şartı getirildi; fakat bu düzenleme de 2011 yılında AYM tarafından iptal edildi. Nihayet 2012’de yürürlüğe giren 6262 sayılı Kanun ile 5434 m.89 bugünkü halini aldı. Bu değişiklikle, ikramiye hakkı için son görev statüsü yerine kıdem tazminatı koşullarına uyulup uyulmadığı esas alınmaya başlandı. Amaç, özel sektör veya farklı statülerde çalışıp emekliliğe hak kazananlara, eğer hak etmişlerse memuriyet süreleri için ikramiye ödenmesini sağlamaktı. Kanun koyucu, böylece son görev kamu mu özel mi ayrımını kaldırarak daha adil bir düzenleme getirdiğini düşünmüştür.

Ne var ki, 2016 sonrasında ortaya çıkan KHK ile ihraçlar bağlamında, yeni düzenlemenin beklenmedik bir etkisi oldu: KHK ile görevden çıkarılan ve hizmet birleştirmesi yoluyla emekli olan memurlar, emeklilik için gereken prim gün sayısını daha sonra tamamlasalar bile, ayrılışları “kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde” gerçekleşmediği yorumuyla emekli ikramiyesi alamadılar. Bu durum, yeni bir eşitlik sorunu doğurmuş ve AYM’nin 2025 tarihli Fikret Aslan kararına giden süreci tetiklemiştir.

Fikret Aslan Başvurusunun Özeti (Olay ve Yargı Süreci)

Fikret Aslan, bir kamu görevlisi iken, 22 Kasım 2016 tarihli 677 sayılı KHK ile kamu görevinden ihraç edilmiştir. İhraç edildiğinde memuriyet hizmet süresi 25 yılın altındaydı. Başvurucu, ihraçtan kısa bir süre sonra Ocak 2017’de SGK’ya emeklilik talebiyle başvurarak prim günlerini tamamlamak suretiyle emekliliğe hak kazanmaya çalıştı. Nitekim SGK, 17 Mayıs 2017 tarihli yazısıyla, başvurucunun Emekli Sandığı ve diğer sigorta statülerindeki hizmetlerinin birleştirilmesi sonucu 25 yıl 4 ay 25 gün hizmet süresi üzerinden kendisine 1 Şubat 2017’den itibaren emekli aylığı bağlandığını bildirdi.

Başvurucu, emekli aylığı bağlanmasına karşın emekli ikramiyesi ödenmediği gerekçesiyle 22 Mayıs 2017’de SGK’ya başvurdu ve ikramiyesinin ödenmesini talep etti. SGK ise, başvurucunun kamu görevinden çıkarıldığı gerekçesiyle ikramiye talebini reddetti; KHK ile ihraç edilen bir kişiye emeklilik ikramiyesi ödenmesinin mevzuat gereği mümkün olmadığını ifade etti. SGK’nın bu ret işlemi üzerine başvurucu, Temmuz 2017’de idare mahkemesinde dava açarak işlemin iptalini istedi.

Ankara 7. İdare Mahkemesi, 28 Şubat 2018 tarihli kararında davayı reddetti. Mahkeme, 5434 sayılı Kanun’un 89. maddesinin ikinci fıkrasına göre hizmet birleştirmesiyle emekli olanlara ikramiye ödenebilmesi için son kamu görevinden kıdem tazminatına hak kazanarak ayrılmış olma şartı arandığını, başvurucunun KHK ile görevine son verildiği için kıdem tazminatı hakkı bulunmadığını ve bu nedenle ikramiye ödenmemesinde hukuka aykırılık olmadığını belirtti. Başvurucu bu kararı istinafa taşıdı ve dilekçesinde toplam hizmet süresinin 25 yılı aştığını, Emekli Sandığına tabi hizmetlerinin karşılığı olan ikramiyenin ödenmemesinin hukuka aykırı olduğunu vurguladı. Ayrıca hizmet birleştirerek emekli olanlara farklı muamele yapılmasının eşitlik ilkesini ihlal ettiğini ileri sürdü.

Ancak Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesi, 13 Kasım 2019 tarihinde istinaf talebini reddederek ilk derece kararını kesinleştirdi. Son yargı kararı 25 Kasım 2019’da başvurucuya tebliğ edildi. Tüm olağan kanun yollarını tüketen Fikret Aslan, 13 Aralık 2019’da Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu.

Başvurucu AYM’ye sunduğu dilekçede, KHK ile ihraç edilmiş olması nedeniyle emekli ikramiyesi alamamasının ayrımcılık yasağını ihlal ettiğini savundu. Emsal durumdaki, prim gün süresini doldurarak emekli olan diğer memurlar ikramiye alabilirken, sadece ihraç edildiği için kendisine bu ödemenin yapılmadığını belirtti. Ayrıca bu durumun mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ve sosyal güvenlik hakkı ile bağdaşmadığını iddia etti. Başvurucu, uğradığı manevi zarar için tazminat da talep etti.

Genel Kurul tarafından incelenen başvuru, kabul edilebilir bulunarak esas yönünden değerlendirmeye alındı. Başvuru konusu hukuki mesele, AYM tarafından “birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik aylığı bağlananlara ikramiye ödenmesi için kamu görevinden ayrılışta kıdem tazminatına hak kazanma şartı aranmasının, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağını ihlal edip etmediği” şeklinde incelendi. İnceleme neticesinde, AYM çoğunluğu başvurucuyu haklı bularak ihlal kararı verdi. Karara göre, başvurucunun mülkiyet hakkı ile bağlantılı ayrımcılık yasağı ihlal edilmiştir. Aşağıda AYM’nin bu sonuca varırken yaptığı tespit ve değerlendirmeler ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

Anayasa Mahkemesi’nin Gerekçesi ve Analizi

Eşitlik İlkesi Yönünden İnceleme (Ayrımcılık Yasağı)

Anayasa Mahkemesi, ihlal iddiasını eşitlik ilkesi (ayrımcılık yasağı) boyutuyla ve bunun mülkiyet hakkıyla bağlantısı çerçevesinde değerlendirmiştir. Anayasa’nın 10. maddesindeki kanun önünde eşitlik ilkesi, herkesin dil, din, ırk, cinsiyet vb. sebeplerle ayrım gözetilmeksizin hukuk önünde eşit olduğunu güvence altına alır. Mahkeme içtihadında sıkça vurgulandığı üzere, “kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara tâbi tutulacağı anlamına gelmez”. Benzer durumda olanlara aynı, farklı durumda olanlara farklı kurallar uygulanabilir; ancak farklı muamelenin makul bir sebebe dayanması gerekir. Özellikle, belirli bir özelliğe veya statüye dayalı farklı muamele, haklı bir nedene dayanmıyorsa ayrımcılık yasağını ihlal eder.

Fikret Aslan başvurusunda AYM, benzer konumdaki kişiler arasında bir farklı muamele olup olmadığını inceledi. Emekli ikramiyesi bakımından başvurucunun kıyas yaptığı gruplar şunlardı:

  • Hizmet birleştirmesiyle emekli olan ancak kamu görevinden kendi isteğiyle veya emeklilik nedeniyle ayrılmış kişiler – Bu kişiler emekli ikramiyesi alabilmektedir.
  • Hizmet birleştirmesiyle emekli olan ancak KHK ile ihraç edilmiş kişiler – Mevcut uygulamada bu kişiler ikramiye alamamaktadır.

AYM, somut olayda başvurucunun sırf ayrılış şekli nedeniyle emekli ikramiyesinden mahrum bırakıldığını belirledi. Oysa başvurucu toplam hizmet süresi ve prim ödeme gün sayısı yönünden emsalleriyle aynı durumdadır; tek fark, kamu görevine son veriliş şeklidir (ihraç). Bu durumda “aynı hukuksal konumda bulunan kişiler” arasında bir farklılık oluştuğu açıktır. Mahkeme, her farklı muamelenin ayrımcılık yasağını ihlal etmeyeceğini, bunun için farklı muamelenin meşru bir sebebe dayanması ve anayasal olarak korunmayan bir nedene dayalı olmaması gerektiğini hatırlatmıştır.

Peki, KHK ile ihraç edilenleri emekli ikramiyesinden tamamen yoksun bırakmanın haklı bir nedeni var mıdır? AYM bu soruya olumsuz yanıt vermiştir. Mahkeme, kamu görevinden ihraç edilen bir kişinin, aynı prim gün sayısına sahip başka bir emsaline göre ikramiye almamasını haklı gösterecek makul bir neden ortaya konulamadığını belirtmiştir. Kanun koyucunun 2012’de getirdiği “kıdem tazminatı şartı” kuralı genel olarak meşru bir amaca dayansa bile (örneğin, aynı hizmetler için hem kıdem tazminatı hem emekli ikramiyesi gibi mükerrer ödemelerin önlenmesi), bu kuralın ayrıksı bir durumda başvurucu aleyhine orantısız netice doğurduğu saptanmıştır. Başvurucu, emeklilik hakkını elde etmek için eksik primlerini kendi çabasıyla tamamlamış ve toplamda 25 yılı aşkın hizmet süresini doldurmuştur. Sadece memuriyet hizmetinin 25 yıl olmaması ve kamu görevinden çıkarılmış olması gerekçesiyle onu ikramiyeden tamamen mahrum bırakmak, eşitlik ilkesinin özüne aykırı bulunmuştur.

AYM kararında, bu durum “mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlali” şeklinde nitelendi. Yani Mahkeme, ihlali Anayasa madde 10’da güvenceye alınan eşitlik ilkesine dayandırmakla birlikte, bunu madde 35’teki mülkiyet hakkı bağlamında ele almıştır. Sonuç olarak, başvurucunun sırf KHK’lı olması nedeniyle emekli ikramiyesi hakkından yoksun bırakılmasının, benzer durumda olan diğer emeklilere kıyasla ayrımcı bir uygulama teşkil ettiğine karar verilmiştir.

Mülkiyet Hakkı Yönünden Değerlendirme

Emekli ikramiyesi bir mülkiyet hakkı mıdır? Anayasa Mahkemesi bu soruya tereddütsüz şekilde “evet” demiştir. Anayasa’nın 35. maddesi, mülkiyet hakkını koruma altına alır ve AYM içtihadına göre ekonomik değeri olan, para ile ölçülebilen her türlü menfaat bu kapsamda değerlendirilebilir. Bir alacağın veya maddi değerin henüz tam doğmamış olsa bile meşru bir beklenti söz konusuysa mülkiyet hakkı kapsamında korunabileceği de belirtilmektedir. Nitekim AYM, yerleşik Danıştay içtihadını ve somut olay koşullarını dikkate alarak başvurucunun emekli ikramiyesi elde etme yönünde somut bir temele dayalı meşru beklentiye sahip olduğunu kabul etmiştir. Emekli ikramiyesi, memuriyet süresince çalışarak elde edilen ve emeklilik anında ödenmesi gereken bir kazanılmış hak niteliğindedir.

Somut olayda başvurucu, memuriyetten kaynaklanan hizmet süresi 25 yılı doldurmasa da, diğer SSK hizmetlerini birleştirerek emeklilik şartlarını yerine getirmiş ve emekliliğe hak kazanmıştır. Bu noktada, memuriyet yıllarına tekabül eden ikramiye tutarı da aslında onun yıllarca ödediği kesenekler ve hizmeti karşılığı hak edilmiş bir alacak kalemi niteliğindedir. Mahkeme, emekli ikramiyesinin başvurucu yönünden “kazanılmış hak” teşkil ettiğini ve mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini özellikle vurgulamıştır.

Mülkiyet hakkına sınırlama getirilmesi, ancak kanunla ve kamu yararı amacıyla mümkün olabilir (Anayasa m.35/2). İlgili kural kanunla getirilmiştir; fakat burada sorun, kuralın kamu yararına hizmet edip etmediği ve orantılı olup olmadığıdır. AYM, bireylerin kendi iradeleriyle eksik primlerini tamamlayarak emeklilik hakkını elde ettiklerini, buna rağmen yalnızca kamu görevindeki hizmet süresine bakılarak ikramiyeden tamamen yoksun bırakılmalarının orantısız bir müdahale teşkil ettiğini belirtmiştir. Başka bir deyişle, başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahale, ulaşılmak istenen amaçla ölçüsüz bir şekilde ağırdır. Zira başvurucu, emekli maaşı almaya hak kazanacak kadar uzun toplam hizmeti olmasına rağmen, memuriyetten çıkarıldığı için hiç ikramiye alamamakta; oysa benzer toplam hizmeti olan ve emekliliğini tamamlayan diğer kişiler ikramiyelerini alabilmektedir.

Bu çerçevede Mahkeme, Anayasa’nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Ancak burada ihlal tespiti, yukarıda belirtildiği gibi eşitlik boyutuyla bağlantılıdır. Kararın hüküm kısmında da, “mülkiyet hakkı ile bağlantılı ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine” hükmedildiği açıkça ifade edilmiştir. Bu ifade, ihlalin mülkiyet hakkının özüne ilişkin bir sorun olmaktan ziyade, mülkiyet hakkından yararlanmada eşitliğin bozulmasına ilişkin olduğunu göstermektedir.

AYM üyesi Yılmaz Akçil bu karara katılmamış ve karşı oy kullanmıştır. Karşı oy gerekçesinde başvurucunun durumunun Anayasa’nın 10. maddesinde sayılan ayrımcılık temellerinden birine girmediği veya mülkiyet hakkı boyutunun tartışmalı olduğu yönünde görüş bildirmiştir. Ancak Genel Kurul’un büyük çoğunluğu, ihlal tespitinden yana oy kullanmıştır.

Sonuç ve Değerlendirme

Anayasa Mahkemesi’nin Fikret Aslan kararı (2025), KHK ile ihraç edildikten sonra emekli olan binlerce kişi açısından emsal niteliğinde çok önemli bir içtihattır. Mahkeme bu kararla, sosyal güvenlik hukukunun teknik bir alanı gibi görünen emekli ikramiyesi konusunda, eşitlik ilkesi ile sosyal devlet ilkesinin gözetilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Kararın en önemli sonuçlarından biri, emekli ikramiyesinin bir mülkiyet hakkı olarak tescil edilmesi ve bu haktan kişilerin keyfi biçimde yoksun bırakılamayacağının vurgulanmasıdır.

AYM, ihlalin doğrudan kanundan kaynaklandığını belirlemiş ve ihlalin ortadan kaldırılması için iki yola işaret etmiştir: Birincisi, yeniden yargılama yoluyla somut olayda başvurucunun hakkının iade edilmesi; ikincisi ise, genel düzeyde yasal düzenleme yapılmasıdır. Nitekim Mahkeme, karar örneğini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne göndermiştir. Bu, yasama organına ilgili kanun hükmünü (5434 sayılı Kanun m.89/2’yi) gözden geçirmesi için verilen güçlü bir mesajdır. Beklenti, kanun koyucunun karar doğrultusunda değişiklik yaparak KHK ile ihraç edilenlerin mağduriyetlerini giderebilecek bir yasal düzenleme yapılmasıdır.

Kararın uygulanması, idare ve yargı mercileri açısından da önem arz etmektedir. Ankara 7. İdare Mahkemesi’nde yeniden yargılama yapılarak başvurucuya hak ettiği emekli ikramiyesinin ödenmesi beklenmektedir. Benzer durumda olan kişiler de bu karara atıf yaparak hak arayabileceklerdir. Sosyal hukuk devleti ilkesi (Anayasa m.2), devletin sosyal güvenlik alanında hakkaniyeti sağlamasını gerektirir. AYM kararında bu ilkeye atıf yaparak, ikramiye konusundaki adaletsizliğin giderilmesinin sosyal adaletin bir gereği olduğunu ima etmiştir.

Sonuç olarak, Fikret Aslan kararında Anayasa Mahkemesi, eşitlik ilkesi ile mülkiyet hakkı arasındaki ilişkiyi güçlü bir şekilde ortaya koymuştur. KHK ile ihraç edilmiş olmak, kişilerin emeklilik haklarından yararlanmaları konusunda ayrımcı bir muameleye gerekçe yapılamaz. Emekli ikramiyesi, yıllarca verilen emeğin karşılığı olan ekonomik bir değerdir ve bu değerin aynı durumdaki herkese eşit şekilde tanınması gerekir. AYM’nin kararı, hem ayrımcılık yasağının uygulama alanını genişletmesi hem de sosyal güvenlik hakkının korunması bakımından geleceğe dönük önemli bir emsal teşkil etmektedir. Bu kararla birlikte, OHAL KHK’larıyla ihraç edilenlerin uğradığı hak kayıplarından biri için geç de olsa hukuk yoluyla bir telafi imkânı doğmuştur.

Fikret Aslan Kararı Sonrası KHK’lıların Emekli İkramiyesi Yol Haritası

KHK ile kamu görevinden çıkarılmış olup sonrasında emekli olan bir kişi, Fikret Aslan kararından sonra emekli ikramiyesini alabilmek için öncelikle SGK’ya başvurmalıdır. Bu başvuruda, hizmet süresi dökümü ve emeklilik bilgileri ile birlikte, Anayasa Mahkemesi’nin Fikret Aslan kararında KHK ile ihraç edilenlerin yalnızca ayrılış şekilleri nedeniyle emekli ikramiyesi alamamalarının mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak eşitlik ilkesine aykırı bulunduğu açıkça belirtilmelidir. 5434 sayılı Kanun’un 89. maddesinin ikinci fıkrasının somut olayda nasıl uygulandığı ve bu uygulamanın eşitlik ilkesine aykırılık doğurduğu anlatılmalı, bu gerekçelerle emekli ikramiyesinin ödenmesi talep edilmelidir.

SGK, başvuruyu reddederse veya otuz gün içinde cevap vermezse -bu durumda zımni ret oluşur- idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Dava dilekçesinde Fikret Aslan kararına ayrıntılı olarak atıf yapılarak, Anayasa Mahkemesi’nin ihlal tespitinin somut olaya nasıl uyduğu açıklanmalıdır.

İdare mahkemesi veya istinaf aşamalarından olumsuz sonuç alınması hâlinde, olağan kanun yolları tüketildikten sonra Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılabilir. Bu başvuruda mülkiyet hakkının (Anayasa m.35) ve eşitlik ilkesinin (Anayasa m.10) ihlal edildiği ileri sürülmeli ve Fikret Aslan kararı doğrudan emsal olarak gösterilmelidir.

Ayrıca, ilerleyen süreçte 5434 sayılı Kanun’un 89. maddesinde yapılabilecek olası değişiklikler takip edilmeli ve bu değişiklikler yürürlüğe girerse yeniden SGK’ya başvuru yapılmalıdır. Bu süreçte emeklilik tarihinin ve hizmet birleştirmesi bilgilerinin belgelerle ortaya konması, SGK reddinin yazılı olarak alınması ve dava açma süresinin buna göre hesaplanması önemlidir. Fikret Aslan kararı, benzer durumdaki kişiler bakımından doğrudan bağlayıcı olmasa da güçlü bir emsal teşkil ettiği için mahkemeler açısından dikkate alınması gereken bir içtihattır.

Hizmet birleştirmesi yapmaksızın doğrudan 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu kapsamında emekli olan KHK’lı memurlar, herhangi bir ek koşul aranmaksızın emekli ikramiyesi alma hakkına sahiptir. Ancak, farklı sosyal güvenlik kurumlarında geçen hizmetlerini birleştirerek emekli olanlar için ikramiye ödenebilmesi, son kamu görevinden 1475 sayılı mülga İş Kanunu’nun 14. maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazandıran nedenlerle ayrılmış olmaları şartına bağlıdır.

Anayasa Mahkemesi, Fikret Aslan kararında, yalnızca KHK ile ihraç gerekçesiyle emekli ikramiyesi ödenmemesinin Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesi ve 35. maddesindeki mülkiyet hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir. Mahkeme, hizmet birleştirmesi ile emekli olan başvurucunun da ikramiye hakkına sahip olduğunu tespit etmiş; mevcut yasal düzenlemenin hukuka aykırı olduğunu belirterek, ihlalin tüm sonuçlarıyla giderilmesi için ilgili kanun hükmünün kaldırılması veya yeni ihlallere yol açmayacak şekilde değiştirilmesi gerektiğini vurgulamış ve kararını Türkiye Büyük Millet Meclisine göndermiştir.

Sıkça Sorulan Sorular (Q&A)

1. Hizmet birleştirmesi yapan memur emekli İkramiyesi alabilir mi?

Evet, ancak son kamu görevinden ayrılışın 1475 sayılı mülga İş Kanunu’nun 14. maddesinde düzenlenen kıdem tazminatına hak kazandıran nedenlere dayanması gerekir. Bu şartlar sağlanmışsa emekli ikramiyesi ödenir.

2. Hizmet birleştirmesi yapan KHK’lı emekli İkramiyesi alabilir mi?

Anayasa Mahkemesi, Fikret Aslan kararında, yalnızca KHK ile ihraç gerekçesiyle emekli ikramiyesi ödenmemesinin Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesi ve 35. maddesindeki mülkiyet hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir. Mahkeme, hizmet birleştirmesi ile emekli olan başvurucunun da ikramiye hakkına sahip olduğunu tespit etmiş; mevcut yasal düzenlemenin hukuka aykırı olduğunu belirterek, ihlalin tüm sonuçlarıyla giderilmesi için ilgili kanun hükmünün kaldırılması veya yeni ihlallere yol açmayacak şekilde değiştirilmesi gerektiğini vurgulamış ve kararını Türkiye Büyük Millet Meclisine göndermiştir.

3. KHK’lılar emekli İkramiyesi alabilir mi?

Hizmet birleştirmesi yapmaksızın doğrudan 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu kapsamında emekli olan KHK’lı memurlar, herhangi bir ek koşul aranmaksızın emekli ikramiyesi alma hakkına sahiptir. Ancak, farklı sosyal güvenlik kurumlarında geçen hizmetlerini birleştirerek emekli olanlar için ikramiye ödenebilmesi, son kamu görevinden 1475 sayılı mülga İş Kanunu’nun 14. maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazandıran nedenlerle ayrılmış olmaları şartına bağlıdır.
Anayasa Mahkemesi, Fikret Aslan kararında, yalnızca KHK ile ihraç gerekçesiyle emekli ikramiyesi ödenmemesinin Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesi ve 35. maddesindeki mülkiyet hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir. Mahkeme, hizmet birleştirmesi ile emekli olan başvurucunun da ikramiye hakkına sahip olduğunu tespit etmiş; mevcut yasal düzenlemenin hukuka aykırı olduğunu belirterek, ihlalin tüm sonuçlarıyla giderilmesi için ilgili kanun hükmünün kaldırılması veya yeni ihlallere yol açmayacak şekilde değiştirilmesi gerektiğini vurgulamış ve kararını Türkiye Büyük Millet Meclisine göndermiştir.

4. KHK İle ihraç edilen memur emekli ikramiyesi alabilir mi?

Hizmet birleştirmesi yapmaksızın doğrudan 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu kapsamında emekli olan KHK’lı memurlar, herhangi bir ek koşul aranmaksızın emekli ikramiyesi alma hakkına sahiptir. Ancak, farklı sosyal güvenlik kurumlarında geçen hizmetlerini birleştirerek emekli olanlar için ikramiye ödenebilmesi, son kamu görevinden 1475 sayılı mülga İş Kanunu’nun 14. maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazandıran nedenlerle ayrılmış olmaları şartına bağlıdır.
Anayasa Mahkemesi, Fikret Aslan kararında, yalnızca KHK ile ihraç gerekçesiyle emekli ikramiyesi ödenmemesinin Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesi ve 35. maddesindeki mülkiyet hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir. Mahkeme, hizmet birleştirmesi ile emekli olan başvurucunun da ikramiye hakkına sahip olduğunu tespit etmiş; mevcut yasal düzenlemenin hukuka aykırı olduğunu belirterek, ihlalin tüm sonuçlarıyla giderilmesi için ilgili kanun hükmünün kaldırılması veya yeni ihlallere yol açmayacak şekilde değiştirilmesi gerektiğini vurgulamış ve kararını Türkiye Büyük Millet Meclisine göndermiştir.

5. KHK İle İhraç olduktan sonra hizmet birleştirmesi yoluyla emekli oldum, ne yapmam lazım?

Öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvuru yaparak emekli ikramiyesi talep edilmelidir. Başvuruda hizmet süresi dökümü, emeklilik bilgileri ve Anayasa Mahkemesi’nin Fikret Aslan kararına atıf yapılmalı, yalnızca KHK ile ihraç gerekçesiyle ikramiye verilmemesinin eşitlik ve mülkiyet hakkını ihlal ettiği belirtilmelidir. SGK başvuruyu reddederse veya 30 gün içinde yanıt vermezse, idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Olağan hukuk yolları tüketildiğinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolu açıktır.

Kaynaklar:

  1. 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu m.89 (değişik), 1475 sayılı İş Kanunu m.14 ve ilgili mevzuat
  2. Anayasa Mahkemesi (Genel Kurul), Fikret Aslan kararı, B. No: 2019/41241, 25/2/2025 (Resmî Gazete 7/8/2025, 32979)
  3. TR724 Haber, “AYM’den ‘emekli ikramiyesi’ verilmeyen KHK’lılarla ilgili ‘hak ihlali’ kararı”, 7 Ağustos 2025
  4. Şerife Duran, “Anayasa Mahkemesinin Emekli İkramiyesi Kararı” (Aslan Duran Hukuk Bürosu Blogu, 7 Ağustos 2025)
Whatsapp
  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önündeki davalarda yaşanan gelişmelere,
  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına,
  • AİHM‘in Türk Hükümeti’ni savunmaya davet ettiği davalara,
  • AİHM’nin önemli bildirilerine
  • Yazımlarıma, sıcağı sıcağına ulaşmak için kanalımı WhatsApp kanalımı takip edebilirsiniz.

Similar Posts